|
a) Tarım ve Hayvancılık
Karahallı’da Cumhuriyet öncesinde olduğu gibi Cumhuriyet sonrasında da tarım
ve hayvancılık gelişme göstermemiştir. Bunda ise daha önce belirttiğim
üzere coğrafi yapının etkisi büyüktür.
Sulanabilir ve ekilebilir arazinin darlığı ekonomik faaliyet
sıralamasında tarım ve hayvancılığı geri plana itmiştir. Kayalık bir
arazi üzerine kurulan Karahallı’da meraların azlığı hayvancılığı, tarımda
olduğu gibi sadece ailevi ihtiyaçları karşılamak amacıyla yapılmasından
dolayı geri bırakmıştır. Karahallı’da tarımsal ürün olarak en başta
meyvecilik dallarından sert coğrafyaya uygun buğday ve arpa, pamuk,
bamya, susam, nohut, kavun, mısır, ve süpürge ekilmekte ve bağcılık
yapılmaktaydı. Karahallı’da özellikle üzüm yetiştiriciliği ve haşhaş
yetiştiriciliği önemlidir. Uşak genelinde en fazla üzüm dönem itibariyle
Karahallı ve köylerinde yetiştirilmiştir. Üzüm bağ bozumu zamanında
omcalardan alınarak kurutulur ve satılırdı. Yaş üzümün büyük bir kısmı
pekmez yapılmak suretiyle Karahallı dışında pazarlanırdı. Pekmezin büyük
bir kısmı kışlık yiyecek olarak saklanırdı. Diğer bir önemli tarım ürünü
ise pamuktu. Pamuk ip yapılmak suretiyle dokuma amaçlı kullanılan önemli
bir sanayi tarım ürünüydü. Haşhaş ise ilk dönemlerden bu yana kullanılan
önemli tarım ürünleri içinde yer almaktadır. Zira haşhaşın yağı yemekte
ve kandilde kullanılırken 1950’lere doğru pek çok kişinin kaçak eroin
yaparak zengin olduğu anlatılan vaki olaylardandır. İlaç yapımında
kullanılan haşhaş özel bir izinle ekilmek suretiyle yalnızca devlete
verilmektedir. Şu anda halen daha ekilen tütün ise 1950’lerin ikinci
yarısında Karahallı’da ekilmeye başlanmıştır . 1965 yılı itibariyle
Karahallı’da 1579 kişi çiftçilikle uğraşmaktadır. Uşak İli ve ilçeleri
baz alındığında çiftçilikle en az uğraşan bölgeyi Karahallı teşkil
etmektedir. Diğer merkezlerde nüfusun %70’i tarımla uğraşırken Karahallı’da
bu %31,7’dir.
Karahallı’da karasal iklimin sert gözükmesi tarımı engelleyen diğer
faktörlerden bir diğeridir. Hayvancılık ise genellikle köylerde yaygın
olan ekonomik bir uğraştır. 67 yılı istatistiklerine göre Karahallı ve
köylerinde toplam 28.057 koyun, 1740 sığır, 2625 kıl keçisi, 365 at, 253
katır, 1533 merkep toplam 34.583 hayvan mevcuttur.
Hayvancılığı ve tarımı etkileyen diğer bir faktör Karahallı arazisinin
küçük oluşudur. Öğle ki toplam 20 hektar ormanlık arazi vardır. 67.500 hektar
araziye sahip olan Karahallı arazisinin 67.480 hektarı açık arazidir .
b) Sanayi ve Ticaret
Karahallı’da Cumhuriyetin ilk yıllarında dokuma sektörü tam manasıyla
yaygınlaşmadan evvel daha öncede belirttiğim üzere belli başlı geçim
kaynağı ticaret idi. Diğer bir ifade ile seyyar satıcılık dönem
itibariyle en fazla yapılan ekonomik iş koluydu. Atlara manifatura
malları yüklenir Banaz, Sivaslı, Kütahya, Afyon, Sandıklı ve Dinar merkez
ve köylerine gitmek suretiyle üretilen ürünler satılırdı . Her satıcının
belli bir merkezi bulunmaktaydı. Dışarıya çıkan tüccarlar gittikleri
yerlerin odalarında kalmak suretiyle l hafta ile l ay gibi bir süre
Karahallı dışı yakın merkezleri gezerek mallarını satarlardı. Bu süre
içerisinde Karahallı’da yapılan misafir odaları benzerinde odalarda kalan
tüccarların ihtiyaçları yöre halkı tarafından karşılanmıştır. Satılan
belli başlı ürünler ise, tekstil ürünlerinden yorgan, hazır elbiseler,
elbiselik kumaşlar en başta olmak üzere pekmez yer almıştır.
Anlatılanlara göre bu ticaret 1950’ye kadar önemini sürdürmüştür. Ve
ilerleyen tarihlerde artık yapılmaz olmuştur. Bu ticaretin en önemli
unsuru at idi. 1940 civarında Karahallı’da 1000 at olduğu söylenmektedir
.
Cumhuriyetten sonra dokuma sektörü ise hızla gelişmiş ve yaygınlaşmıştır.
İlk önceleri 40-45 cm
bezler ilkel dokuma tezgahlarında dokunuyordu. Bu tezgahlar yorucu ve bir
o kadar da yavaştı. Mekik bir uçtan diğer uca elle atılmak suretiyle
kaput bezi dokunuyordu. Bu tezgah çok önceleri yörük gruplar tarafından
çadır yapmak için kullanılan bir aletti. Dönem itibariyle kaput bezi,
kısaca şu evrelerden geçtikten sonra üretilmiştir.
Ekilen pamuk hasat mevsiminde toplandıktan sonraki haline koza denilir.
Pamuk diğer komşuların yardımıyla da imece usulü kozasından
ayrılır(didilir), bu toplanma işine “mafıl” adı verilir. Kozasından
ayrılan pamuk kozasından ayrıldıktan sonra, çekirdeğinden ayırmak için
pamuk çıkrığından ayrılır. Çekirdeğinden ayrılmış pamuğa mahlıç adı
verilir. Mahlıç atımdan geçirilir. Yay ve tokmak adı verilen aletlerle bu
işlem yapılır. Daha sonraki dönemlerde makinesi getirilmiştir. Mahlıç
halindeki pamuk oklava biçimindeki çubuklara dolanır artık 30cm
uzunluğunda 3cm çapında bedirekler haline getirilir. Bedirekler el
çıkrığında iğler vasıtası ile ip haline getirilir. En değerli ipler en
ince ve sağlam olanıdır. İpler makaralara sarılır. Çeşitli sarım
şekilleri vardır. Örneğin ortası şişkin kenarları zayıf sarmaya
“sırçan”adı verilir.
Hazır olan ip tezgaha gözgü olur. El mekiklerine takılan masır adı
verilen makaralar ile dokuma işlemi yapılır. Bu dokuma metodu 1929 yılına
kadar devam etmiştir. Devamlı surette dışarıda ticaret yapan tüccarlar
vasıtasıyla Karahallı’ya daha seri dokuyan bir tezgah getirilmiştir. Bu
ise şu şekilde olmuştur. 1929 yılında Denizli’nin Babadağ ilçesinden bir
aile Karahallı’ya getirilmiş ve bu aile yeni tezgahı ve kullanılışını o
dönem itibariyle 1000 TL karşılığında öğretmişlerdir. Bu para dokumacılar
ve durumu iyi olan aileler tarafından karşılanmıştır. Bu tezgahın ise
önceki tezgahtan farkı ise şöyle; eskiden mekik elle atılıp diğer elle
tutulurken yenisinde ise takatuka adı verilen mekiği elle değil de
mekanik bir şekilde atan mekanizma yapılmıştır. Bu mekanizma üstten
sarkan bir ip makaralar vasıtasıyla takatukalara bağlanmış bir surette
çekerek mekik gön adı verilen deriden yapılmış aletle sağlı sollu dokuma
işlemi yapılır. Kücü denilen dikey ipleri geçirme işlemini herkes kendi
yapardı. Bu sistemde ise ince tellerle yapılmış taraklar kullanılmıştır.
Bu tezgah Karahallı’da kısa sürede yaygınlaşmış ve seri üretime
geçilmiştir. Bu sistemle beraber ipler eğrilerek yapılırken artık
fabrikadan gelmeye başlamıştır. Hemen hemen bütün ailelerin evlerinin bir
odasında el tezgahları yer etmiştir.
Karahallı’da ilk dokuma ustası Bursalılardan Mustafa ustadır. Tahsin usta
(Mercan), Şerif Çolak, Emin Çolak, Ramazan Bucak Karahallı’da ilk tezgah
ustalarındandır. Tahir Polat ise ilk dokuma tezgahı yapan ustalar
arasındadır. Tahir usta 1938 yılında ilk dokuma tezgahını yaparak
Karahallı’da satımına başlamıştır. Tezgah kaliteli gürgen ağacından
yapılmıştır. Tarak, kücü, mekik, şimşir makara, çerçeve başlığı, çerçeve
şişi, çıtır ve mandal gibi ustalık istemeyen aletler ise İstanbul ve
İzmir’den getirilmiştir
İplik ise 4,5 kg
paketler halinde alınır ve uzun bir işleme tabi tutulur. Şöyle ki;
- Çeşmede iplikler ıslanarak tokaç ile dövülür.
- Kasarlanır, buna beyazlatma işlemi denilir.
- Kola yerine un sıcak su ile karıştırılıp ipler bunun içine batırılır.
Bu işleme haşıl işlemi denilir.
- Kurutulan ipler çağlara sarılır. Bir topta 20 kelep vardır. Her kelep 5
civil yani 5 iptir.
- Çoğlar çözek denilen sisteme takılarak, çözgü yapılır.
- Tezgaha yerleştirilen çözgüler, kücü ve taraktan bir bir geçirilir.
- Son olarak atkı için masır yani makara sarılır.
Günümüzde pek kullanılmayan bu tezgahlar şu şekilde kullanılır.
Sağ elde çekmece makaraya bağlı ip vasıtasıyla takatukaları mekiğin gelip
gidişine göre ritimli çekilir. Sol el tarak baskısında olup mekiğin her
gidip gelişinde bu tarak vurularak ip sıkıştırılır. Her iki ayak cak
denilen sisteme basmaktadır. Sağ ayak basınca sol, sol ayak basınca sağ
ayağa kalkar. Ayaklar çerçeveye bağlı kücülerden geçen iplik, bir ayağın
aşağıya inmesini, diğerinin yukarı çıkması ile iki grup arası ipler
açılır. İpliklerin açıldığı tam bu sırada ip vasıtasıyla mekik ileriye
fırlatılır. Mekiğin içindeki ip atkı görevini yapar. İşlem sırayla ve
ahenkli bir şekilde yapılır . Dokunan mallar ise tüccarlara verilip
dışarıya satılırdı. O dönem de dokunan malları dışarı pazarlara götüren
ticaret erbapları Ahmet Çetin, Hasan Tekin, Osman Tekin, Ömer Misilli,
Selim Özer, Mehmet Özer, Nuru Özer, Bekir Aşık, Mustafa Canlı, Ahmet
Uçar, Mustafa Uçar, Nuri Köse, Hüseyin Küçük, Veli Özer, dışarıdan iplik
getirip satanlar ise Rıza Bönen, Veli Ağalar, Ahmet Çetin, Bekir Aşık.
İlerleyen dönemlerde devlet desteği ile ipliğin daha ucuz alınması için
dokumacılar kooperatifi kurulmuş l nolu Dokumacılar Kooperatifi 1940
yılında faaliyete geçmiştir. Bu kooperatif üyelerine her ay 4 top iplik
dağıtmıştır. Daha sonra su kooperatif çeşitli siyasal nedenlerden dolayı
ikiye ayrılmıştır.
Bu gelişmeler ile beraber Karahallı’da ekonomik durum gün geçtikçe
düzelmiş ve refah seviyesi artmıştır. 1950’lere doğru üretilen malın
çeşitliliği de artmıştır. Sadece beyaz dokunurken “diril” denilen renkli
mallar da çıkartılmıştır. Basma denilen çarşaflık, yazma ve tülbentlik
bez en fazla dokunan kumaşlar arasındadır .
Dokumacılık sektörü Karahallı’da hız kazanmış ve zamanla da sosyo
ekonomik yapıyı değiştirerek şekillendirmiştir. Artık tek geçim kaynağı
dokuma haline gelmiştir. Ticaret dokumacılık ekseninde gelişmiş ve
Karahallı’lı tüccar en başta İstanbul olmak üzere Uşak merkez, Bursa,
Denizli ve İzmir’de tekstil ticareti yapmışlardır.
1952 yılında Bursa modeli ismi verilen motorlu dokuma tezgahlarına
geçilmesi seri üretimi daha da canlandırarak Uşak genelinde en yoğun
ticaret merkezlerinden başta geleni de Karahallı olmuştur. Ekonomik
yapıyı yansıtması itibariyle 67 yılı vergi istatistikleri şöyledir ;
Uşak 29.048.249-TL
Karahallı 1.034.412-TL
Banaz 629.489-TL
Eşme 786.951-TL
Sivaslı 354.840-TL
Ulubey 439.840-TL
Görüleceği üzere nüfus bakımından da az olan Karahallı’da tahsil edilen
meblağ Uşak ilçeleri ortalamasından yüksektir. Aynı şekilde;
Uşak’ta 1110 dokuma tezgahı varken Karahallı’da 1200 adettir.
Karahallı’nın köyü Paşalar’da 65 adet tezgah vardır . 83 yılı itibariyle
Uşak ilçeleri ve köylerinde 2000 adet tezgah varken Karahallı’da 4000
adet tezgah üretimdedir .
Dokuma sektörü ve teknolojisi Karahallı’da uzun yıllar yerinde saymış ve
aynı zamanda Karahallı’da ki siyasal hareketlenmelerde buna vesile
olmuştur. Bu durum ilerleyen dönemlerde özellikle 80’den sonra göç
olayını ortaya çıkartacak ve arttıracaktır.
Dokumacılığın başlangıcı ve 1950’ye kadar seyri kısaca bu şekildedir.
Dokumacılık hayatın her kademesinde iz bırakmış sabır ve itina isteyen
yorucu bir meslektir. Belki de Karahallı halkında ki ticari sabrın
altında dokumacılık yatmaktadır.
|